Bir yörük bilge

Dedegül Dağı'nın yalnız yörüğüydü Mehmet Çavuş. Yaylak döneminde eşi Elif yengeyle birlikte hayvanlarını otlatmaya buraya geliyordu. Yurt olarak adlandırılan kıl çadırı gün batımı manzaralı bir yamaca kuruluydu. Çadırını hergün ziyarete gelen ispinozların haricinde onu tanıyan çok sayıda dağcı ve bilim insanı da ziyaretine gelmekteydi. Yıllar boyunca dağda yaptığı çobanlık sırasında doğadan ve ziyarete gelenlerden çok şey öğrendiğini söylüyordu. Her biri, ona yaşama dair birşeyler öğreten çok değerli birer öğretmendi. Bu arada, o da doğadan öğrendiklerini ziyaretçilerine aktarmaktan çekinmiyordu. Özellikle, bölgede yetişen yeni bitki türlerinin keşfedilmesi için yapılan araştırmalara verdiği katkılar hiç de azımsanacak türden değildi. En hoş tarafıysa, Mehmet Çavuş tüm bunları herhangi bir karşılık beklemeden, sadece doğaya ve bilime duyduğu saygı ve sevgi ile yapmaktaydı. Bu karşılıklı etkileşimin onu gerçekten mutlu ettiği, hatta gururlandırdığı gözlerinden okunabiliyordu. Kimi zaman kendi yazdığı şiirleri, kimi zaman tarihten anektodları içeren hoşsohbet anlatımıyla, saatler de sürse, hikayelerini dikkatle dinletmeyi başarabiliyordu. Yeri gelince uzaydan ya da evrimden dem vurarak, dinleyiciyi şaşırtmayı da çok iyi beceriyordu.

Çoban Mehmet Çavuş böyle açık fikirli ve gönlü zengin bir insan olmasını dağlara bağlamıştı. Öyle ya da böyle, kısa zamanda bizim de saygımızı ve sevgimizi kazanmayı bilmişti ...



0 görüntüleme0 yorum