top of page

Urfa bozkırları

National Geographic Türkiye'nin Eylül 2010 sayısında yayınlanan Urfa bozkırları yazım aşağıdadır. Keyifli okumalar...




2009 yılının 15 Haziran’ında bir yıldan fazla bir süredir beklediğim anın haberi bir telefonla gelmişti. Telefonun diğer ucundaki ses Doğa Derneği’nin Birecik sorumlusu arkadaşım Turan Çetin’e aitti. En sıcak iklime sahip bu bölgeye, sıcak bir yaz gününde gidiyor olmanın zorluklarını bir tarafa bırakarak, yola koyuldum hemen.



Bölgenin doğal yaşama dair zenginliği benim için her daim cezbediciydi. Ancak, bu sıra dışı türlerin bir çoğunun nesli tehlike altındaydı ve insan baskısı nedeniyle oldukça çekingen bir yaşam sürüyorlardı. Bu nedenle yaşam alanlarına kontrolsüzce girerek daha fazla rahatsızlık vermeden çekim yapmanın yollarını aradım. Bu konuda, bölgede türlerin korunmasına yönelik yoğun çalışmalar yapan Doğa Derneği’nin desteğini almak en doğrusu olacaktı. Ne de olsa oradaki canlıları ve yaşam koşullarını sürekli izliyorlardı. 



Yoğun çalışma dönemine girmeden önce görevli arkadaşımız Turan’la beraber gerçekleştireceğim bu beş günlük dönemde yaklaşık 18,000 km2lik alanıyla, yani Marmara Denizi’nin kapladığı alanın 1,5 katı büyüklüğündeki bir bölgeyi, olması gerektiği gibi çalışmamızın imkanı yoktu. Ancak, bu sınırlı süre içinde elimizden geleni yapmaya çalışacaktık. Süre dışında bizi olumsuz etkileyen başka dezavantajlar da vardı. Mesela, arazide olacağımız zamanın, aşırı sıcağın ve mevsimsel olarak çok çabuk sertleşen gün ışığının etkin olduğu bir döneme denk gelmiş olması nedeniyle, sabah ışık sertleşip, hava ısınıncaya kadar ve akşam da hava serinleyip gün batıncaya kadar, yaklaşık üçer saatten fazla arazide olamıyorduk maalesef.  Öte yandan, Çizgili Sırtlan ve Çöl Varanı’nın durumlarının hassas olması ve görevli arkadaşım Turan’ın daha uzun bir süre alanda bulunulmasının uygun olmayacağını belirtmesi nedeniyle en çok üçer saat süren sabah ve akşam çalışmalarında başarılı bir çekimin gerçekleşmesi, yani şansın benim yanında olması gerekiyordu. Her iki türü de gözlemleyebilmemize rağmen, sırtlanın oldukça geç bir saatte kendini göstermesi, uzak mesafeden siluetinin belli belirsiz seçilebilmesine ancak yetiyordu; arazide müthiş bir kamuflaj sağladığı için sadece yuvasından ayrılırken görülme şansı olan Çöl Varanı’nın da, arazide kaldığımız sınırlı süre içinde, yuvadan dışarı burnundan gerisini çıkarmaması sonucu görüntülerini sadece hafızama kaydetmekle yetinmek zorunda kaldım.

Yine de, belgesellerden aşina olduğumuz iki özel türün akrabaları olan çizgili sırtlan (H. hyaena) ve çöl varanını (V.griseus) doğal ortamlarında görmenin yarattığı heyecanı tarif etmem zor. Ancak, yakın bir gelecekte, hem derneğin hem de yöre insanının koruyuculuğu sayesinde, bu gibi türlerin daha rahat izlenebileceği bir ortama kavuşmak beni hiç de şaşırtmaz.


Esenlikle,

1 Comment

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
Guest
Jun 30
Rated 5 out of 5 stars.

Yeni yazılarınızı bekliyoruz.

Like
bottom of page